SURP HIREŞDAGABET ERMENİ KİLİSESİ

İstanbul’un kozmopolit yapısını en net gözlemleyebileceğimiz bölge olarak Balat – Fener hattını seçsek zannederiz ki buna çok itiraz eden olmazdı. Bizans ve Osmanlı dönemleri boyunca, şehirde varlık göstermiş belli başlı tüm topluluklara ev sahipliği yapmış olan bölge, bugün de geçmişten gelen ve halen ayakta kalan eserleriyle bu zengin mirası gözler önüne seriyor. Öyle bir bölgeden söz ediyoruz ki, kısa bir yürüyüş mesafesinde Yahudi, Rum, Ermeni, Bulgar ve Türk kültürüne dair eserlere rastlamak mümkün olabiliyor.

Surp Hıreşdagabet kilisesi de bu çeşitliliğin maddi yansımalarından biri konumunda. Öyle ki 17. yüzyılda bölgedeki Ermeni nüfusun yirmi bine yaklaşması sonucu, o zamana kadar Rum Ortodoks kilisesi olarak hizmet veren bina IV. Murat tarafından Ermenilere tahsis edilmiş. Bu tarihten sonra yapılan düzenlemelerle de Ermeni Gregoryen kilisesi olarak faaliyet göstermeye başlamış.

Surp Hıreşdagabet Kilisesi, baş meleklerden olan Mikail ve Cebrail’e adanmıştır. Mucizelere konu olduğuna inanılan kilise, halen yılın belli dönemlerinde hastalık ve dertlerine şifa bulma amacı taşıyan kişiler tarafından ziyaret edilmektedir. Yapının Rum kilisesi olarak geçirdiği dönemin bir mirası olarak, alt bölümünde kutsal su çıktığına inanılan bir ayazma yer almaktadır.

Yapı bir gregoryen kilisesi olması açısından ortodoks kiliseleri kadar gösterişli değildir. Kilise girişindeki freskolar, ana yapının yanındaki küçük şapel ve ayazmanın olduğu bölümde yer alan mermer kabartmalar kilisesin öne çıkan görsel detaylarıdır. Ayazmanın yer aldığı alt katta 2006’da yapılan restorasyon çalışmaları sırasında azizlere ait reliklere rastlanmış ve daha sonra bunlar da ziyarete açılmıştır. Balat’tan Fener’e doğru yapılacak bir gezinin başlangıç noktası olarak düşünülebilecek Surp Hıreşdagabet Kilisesi’ni mutlaka ziyaret edin ve bölgenin kozmopolit atmosferine bir kez daha tanık olun.

Bir Cevap Yazın