Etiket arşivi: istanbul

KADINLAR PAZARI

İstanbul gibi bir dünya şehrini yalnızca geçmiş zamanlardan bu yana içinde yaşamış topluluklarla anlatmaya çalışmak şüphesiz ki yetersiz kalacaktır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinden günümüze her zaman bir çekim merkezi olarak göç alan İstanbul, bu sayede de yepyeni zenginlikleri heybesine katmıştır. Günümüzde de Türkiye’nin her bölgesinden insanları İstanbul’un belirli bölgelerinde öbeklenmiş şekilde görmek mümkündür. İstanbul’un kozmopolitliğinin ve kadim medeniyetinin kalbi sayılabilecek Fatih ilçesinde yer alan Kadınlar Pazarı da tarif edilen duruma en güzel örneklerden birini oluşturmaktadır.

Kadınlar Pazarı, Bozdoğan Kemeri’nin hemen yanından başlayarak Zeyrek Caddesi’ne doğru uzanır. Esasen pazardan ziyade bir çarşı görünümündedir. Eski dönemlerde Siirtlilerin ağırlıkta bulunduğu ve bu sebeple Küçük Siirt olarak anılan çarşıda günümüzde Güneydoğu’nun tüm renklerini birarada görebilmek mümkündür. Ağırlığı Siirt, Van ve Bitlisli esnafların çektiği Kadınlar Pazarı İstanbul içinde küçük bir güneydoğu bölgesi özelliği göstermektedir.

Pazarda gezinirken en dikkat çekici konulardan biri de esnaflar içinde neredeyse hiç kadın olmamasıdır. Bu durumda bu çarşının Kadınlar Pazarı olarak anılmasının sebebi ne olabilir ? Bu sorunun cevabıyla ilgili olarak da çeşitli rivayetler mevcut. En yaygın olan bir tanesine göre bölgede Osmanlı döneminde cariye satışı yapılmasından dolayı çarşı bu adla anılmış. Bir diğer rivayete göre ise eski zamanlarda geçimlerini sağlamak için pazara tezgah açıp satış yapan kadın esnaflardan dolayı bölge bu adı almış.

Kadınlar Pazarı’nda güneydoğuya özgü neredeyse tüm ürünleri iyi kalitede ve uygun fiyata bulmak mümkün. Buradaki dükkanlarda et-sakatat, peynir, kuruyemiş, baharat, bal ve tütün ürünleriyle karşılaşılıyor. Bunlar arasında da Van outlu peynir, Siirt fıstığı, bıttım sabunu, Bitlis tütünü ve Pervari balı öne çıkan ürünler olarak görünüyor. Kadınlar Pazarı, önemli bir alışveriş alanı olmasının yanında aynı zaman güneydoğu mutfağının en güzel lezzetlerini de ziyaretçileriyle buluşturan çok sayıda restoranı da içeriyor. Bu restoranlarda bölgeye has büryan kebabı, perde pilavı gibi lezzetlere iyi kalitede ulaşmak mümkün. İstanbul’un sahip olduğu zenginlikleri bir kere daha hatırlamak ve güneydoğu kültürünün seçkin ürünleriyle buluşmak için bir gün yolunuzu mutlaka Kadınlar Pazarı’na düşürün.

KALENDERHANE CAMİ

İstanbul mimarisi ve diğer detaylarıyla dünyanın en önde gelen camilerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu camilerin önemli bir bölümü Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş, özellikle Mimar Sinan ekolünün ürünü olan eserlerin seviyesine bir daha erişmek mümkün olamamıştır. Türk-İslam mimarisinin bu yansımaları yanında bir de fetihten sonra siyasi veya toplumsal sebeplerle camiye çevrilmiş olan Bizans ürünü kiliseler mevcuttur. Bunlar çok uzun süredir cami olarak hizmet etmekle birlikte mimari özellikleri itibarıyla klasik Türk cami üslubundan farklı oldukları hemen fark edilebilmektedir. Bunlar içerisinde en etkileyici yapılardan birisi de Kalenderhane Cami’dir.

Fatih ilçesinin Vezneciler semtinde, Bozdoğan Kemeri’ne oldukça yakın bir konumda bulunan yapının 9. ve 12. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Yapının orijinal adıyla alakalı olarak farklı düşünceler olmakla birlikte günümüzde yaygın olarak kabul gören isim Theotokos Kiriotissa’dır. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Kalenderi tarikatına mensup dervişlere tahsis edilmesi sebebiyle eser şu anki adına kavuşmuştur. Beşir Ağa tarafından minare ve hünkar mahfili eklenerek cami son halini almıştır.

Yapı, Bizans kiliselerinde sık olarak kullanılmış olan haç şeklinde bir ana plana sahiptir. Kilise formundaki yapılarda olduğu gibi buraya da narteks adı verilen bir bölümden giriş yapılır. Bu bölümde yapının ilk haline ait fresk parçaları ve mermer kaplamaları halen görmek mümkündür. Bunun yanında bebek İsa panosu gibi birçok resim de buradan Arkeoloji Müzesi’ne aktarılmıştır. Yapının dış duvarları taş ve tuğla karışımıyken, iç duvarlar da kabartmalarla süslenmiştir. Mihrap, minber ve minare detayları haricinde yapı ziyaretçilerinde bir kilise hissiyatı uyandırmaktadır.

Günümüze kadar birçok kez onarım gören yapı son olarak yurtdışı ortaklı bir restorasyon projesi yaşamıştır. Vezneciler metro durağına oldukça yakın bir konumda olmasına karşın bilinirliğinin az olması sebebiyle genellikle gezginlerin dikkatinden kaçan yapının tarihi ve mimari açılardan ziyaret edilmesini şiddetle öneririz. Bir yandan şehrin Bizans’tan Osmanlı’ya tesliminin simge yerlerinden olan biri olan bir yapıya şahitlik ederken bir yandan da Bizans kilise mimarisinin detaylarını gözlemleme şansına sahip olacaksınız.

BALAT MERKEZ ŞEKERCİSİ

İstanbul kültür haritası içinde İstanbul mutfağının, İstanbul mutfağı içerisinde de tatlı ve şekerlemelerin önemli bir yeri vardır. Yüzyıllar içerisinde birçok farklı kültürün etkileşiminden doğan bu mutfağa bir de Osmanlı saray mutfağının katkıları da eklenince ortaya korunmayı hak eden bir miras çıkar. Tatlı ve şekerlemelerin Türk mutfağının önemli bir bileşeni olmaları yanında sosyal hayatımızda da özel bir yere sahip olduğunu söylemek mümkün. Doğum kutlaması, bayram ziyaretleri gibi birçok sosyal etkinliğe tatlıların eşlik ettiğini görüyoruz. Balat Merkez Şekercisi, bu kültürel ve gastronomik mirası günümüze taşımaya çalışan ender işletmelerden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Balat Merkez Şekercisi, Balat’ın ünlü tarihi çıfıt çarşısı içerisindeki sevimli dükkanında 1879 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Sadece bu yönüyle bile şehrin mekan belleğinde önemli bir yeri olan işletme, ülkenin en eski markalarından biri olma özelliğini de taşıyor. Mekanın en bilindik ve sembol ürünü ise akide şekeri. Osmanlı mutfağının özel lezzetlerinden olan akide şekeri sert karakterli ve uzun süre dayanabilen bir ürün. Bu ürünü geleneklsel yollarla üretmek ise zahmetli bir işçilik gerektiriyor. Fakat mekan burada da kolaya kaçmayarak aslına uygun olarak üretimi gerçekleştiriyor. Bakır kazanlarda yapılan pişirme sürecinden sonra elde kesim yoluyla şekerler son haline getiriliyor.

140 yılı aşkın tarihi ve kültür mirası geleneksel lezzetleri günümüze taşımasıyla Balat Merkez Şekercisi semtin sembol işletmelerinden birisi olmaya hak kazanıyor. Dükkanın önüne geldiğiniz andan itibaren cam kavanozlar içindeki pek çok çeşitte şekerleriyle adeta bir renk cümbüşü sunan mekan, iç tasarımıyla da nostaljik atmosferini güçlendiriyor. Çay, kahve içebileceğiniz birkaç küçük masaya da sahip olan Balat Merkez şekercisine Balat’a yapacağınız tüm gezilerde kısa da olsa süre ayırın. Oturacak kadar vaktiniz olmasa dahi, aslına uygun üretilen akide şekerlerinden sevdiklerinize hediye almayı unutmayın.