Etiket arşivi: movie

TABUTTA RÖVAŞATA (1996)

Dış mekan olarak İstanbul’u merceğine alan bir filmin dekor açısından ek bir ihtiyacı kalmaz. Boğaz’ın gri ve sisli görüntüsüyle hiçbir veremeyeceği etkide bir kasvet hissi uyandırılabilir. Ana çekim alanı Rumelihisarı’nın sahil kesimi olan 1996 yılı yapımı Tabutta Rövaşata filmi de İstanbul’un doğal görüntülerden sonuna dek yararlanıyor. İstanbul’da bir kaybeden temasına dayanan film oyunculukları, müzikleri ve gerçeğe dayanan hikayesiyle benzer temalı filmlerden ayrılmayı başarıyor.

Film Rumelihisarı çevresinde sokaklarda yaşayan, sahil kenarındaki bir kahvede vakit geçiren, araba çalmaya meraklı Mahsun (Ahmet Uğurlu) ile gariban balıkçılardan oluşan çevresini odağına alıyor. Dışarının soğuğundan korunmak için sık sık araba çalarak geceyi bu şekilde geçiren Mahsun’un başı sürekli polisle derde girmektedir. Teknesinde balıkçılık yaparak hayatını kazanan Reis (Tuncel Kurtiz) Mahsun’a yardımcı olmaya çalışır ve ona sahil kahvesinde iş ayarlar. Filmin üçüncü ana karakteri de sürekli aynı kahvede takılan, Mahsun’un hayal kırıklığıyla sonuçlanan aşk hikayesinin kahramanı eroin bağımlısı genç kadındır. Filmde genç kadının adı hiç anılmaz.

Derviş Zaim’in ilk uzun metraj filmi olan Tabutta Rövaşata gerçek olaylardan esinlenen kurgusunu başarılı oyunculuklarla birleştirerek Türk sinemasının önde gelen yapımlarından biri olmayı başarmıştır. Antalya Film Festivali en iyi film ödülü başta olmak üzere birçok ödül kazanan filmin oldukça beğeni toplayan müziklerini de Baba Zula ve Yansımalar grupları hazırlamıştır. Film boyunca Boğaz kıyısındaki balıkçı teknelerine, Rumelihisarı’na ve İstanbul gece hayatının renkli görüntülerine sıklıkla şahit oluruz.

İçinden İstanbul geçen filmlerin en başarı örneklerinden olan Tabutta Rövaşata filmini izleyerek hem Türk sinemasının kaliteli işlerinden birini görmüş olacak hem de gerçek bir “kaybeden” hikayesine tanık olacaksınız.

Tabutta Rövaşata film müziği
Tabutta Rövaşata filmi

BALATLI ARİF (1967)

Sinema, hikayesini ele aldığı kişiler ve topluluklar üzerinden hayatın çarpık ve çelişik yönlerine işaret ederken aynı zamanda da tarihe tanıklı işlevi de görür. Çekildiği döneme eş zamanlı olayları konu edinen filmler mekan tasvirleri ve çevre manzaralarıyla o zaman için bir kesiti tarihe de kaydetmiş olurlar. Özellikle içinden İstanbul geçen filmlerde bu tanıklık oldukça değer taşımaktadır. 1967 yılı yapımı Balatlı Arif filmini izleyenler, son dönemin en popüler semtlerinden Balat’ın 1960-1970 yıllarındaki fotoğrafını ve şehir profilindeki yerini görünce muhtemelen oldukça şaşıracaklardır.

Balatlı Arif, Balat’ta bir gecekondu mahallesinde oturan, geçimlerini at arabasıyla yük taşımacılığı yaparak kazanan yoksun bir ailenin tıp fakültesinde okuyan oğulları Arif’in (Yılmaz Güney) merkezinde olduğu bir hikayeye odaklanmaktadır. Arif, hem karakteri hem de aldığı eğitim sayesinde tüm mahalleli tarafından takdir edilen ve hayranlık duyulan bir gençtir. Okulunu bitirerek doktorluk diploması alması hem mahalle sakinleri hem de uzatmalı sevgilisi Gülşen (Nebahat Çehre) tarafından dört gözle beklenmektedir. O zamana kadar sadece dersleriyle meşgul olan Arif ailesinin yaşadığı zor şartlar ile üniversitede tanıştığı arkadaşlarının elit yaşantısı arasında ikilemler yaşamaya başlar. Üniversitede tanıştığı Çiğdem’le tüm sorumluluklarını bir kenara bırakarak bir gün geçirmesi, gittikçe karmaşıklaşan olaylar zinciri yaratacaktır.

Nebahat Çehre ve Yılmaz Güney

Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı film, açık siyasi söylemlere girmeksizin ana karakterin üzerinde yaratılan çelişkiler ve aynı şehirde birbirine hiç benzemeyen hayatlar tasviriyle eleştirisini vermeyi başarmaktadır. Bu çelişki en net haliyle Balat’ın su tesisatı olmayan karton çatılı evleri ile Nişantaşı’nın yeni yükselen lüks apartmanlarının olduğu sahnelerde ortaya konmaktadır. Daha sonra daha net bir çizgiye oturacak Yılmaz Güney sinemasına kıyasla görece daha zayıf bir kurguya sahip olduğu düşünülebilecek olan film dönemin İstanbul görüntülerini artı hanesine yazmaktadır. Günümüzde yeşillendirilen ve restorasyon çalışmalarıyla bambaşka bir hale bürünen Balat sahilini, derme çatma yapıların içindeki gemir hurdalığı halinde görmek izleyicilere şaşırtıcı gelecektir.

Balat’taki çekimlere semt sakinlerinin de katılmış olduğu Balatlı Arif filminde Erdal Özyağcılar ve Mustafa Alabora gibi usta oyuncuların oldukça genç hallerini görmek mümkündür. Balat haricinde Nişantaşı ve İstanbul Üniversitesi çevresi filmin çekimlerinde sık kullanılan mekanlar olarak göze çarpar. Yılmaz Güney’in en önde gelen filmleri arasında olmasa da, Atıf Yılmaz ve Yılmaz Güney birlikteliği olan bir yapım görmek ve İstanbul nostaljisi yaşamak adına Balatlı Arif’in izlenmesini öneririz.

İSTANBUL KANATLARIMIN ALTINDA (1996)

İstanbul 1500 yılı aşan geçmişi boyunca birçok önemli olaya, pek çok tarihi kişiliğe ev sahipliği yapmış bir o kadar da efsaneyi içinde barındırmıştır. Bazı olaylarda ise gerçekliğin nerede bitip efsanenin nerede başladığını ayırt etmek mümkün olamamıştır. Bu zengin malzemenin sanatı beslemesi de kaçınılmazdır. Özellikle yakın geçmişte öne çıkmaya başlayan dönem eserleri arasında 1996 yılı yapımı İstanbul Kanatlarımın Altında filminin de özel bir yeri vardır.

Ünlü yönetmen Mustafa Altıokları’ın yönetmenliğini üstlendiği İstanbul Kanatlarımın Altında 17. yüzyıl İstanbul’unu odağına almaktadır. IV. Murat’ın sıkı tedbirleriyle yönetilen İstanbul aynı zamanda çok sayıda renkli karakteri de bu dönemde barındırmaktadır. Dört kafadar arkadaş olarak betimlenen Hezarfen Ahmet Çelebi (Ege Aydan), Lagari Hasan Çelebi (Okan Bayülgen), Evliya Çelebi (Haluk Bilginer) ve Bekri Mustafa (Savaş Ay) filmin ana karakterlerini oluşturmaktadır. İnsanlarla ilgili çeşitli araştırmalar yapan ve özellikle insanların uçmasının olanaklarını arayan Hezarfen ile Lagari’nin bir Venedik gemisinden satın aldıkları teknik çizimler bu çalışmaları farklı bir yola geçirecektir. Başlarda bu çalışmaları destekleyen Sultan (Burak Sergen), daha sonra şeyhülislam ve diğer din adamlarının etkisinde kalarak fikir değişirerek Hezarfen ve arkadaşlarını cezalandıracaktır.

Film tarihi içeriğinin yanında 90’larda yaşanan Türk sineması uyanışının önde gelen bir yapımı olması sebebiyle de önem kazanmıştır. Türk seyircisinin kitlesel olarak sinema salonlarına dönüşüne öncülük eden eserlerdendir. Gösterime girdiğinde özellikle saray hayatına yönelik tasvirleri sebebiyle ses getiren filmin bazı yerlerde gösterimi yasaklanmıştır. Filmin öne çıkan yanlarından birisi de Tuluyhan Uğurlu tarafından yaratılan etkileyici film müzikleridir.

Tamamı İstanbul’da geçen filmin ana mekanı Topkapı Sarayı’dır. Sarayın Divan-ı Hümayun bölümünde ve Harem dairesinde geçen pek çok sahne mevcuttur. Bunun yanında Galata Kulesi ve Boğaziçi filmin öne çıkan diğer mekanlarıdır. İçerdiği kurgusal ögelere karşın Türk sinemasında cesur bir adım olması ve Osmanlı tarihinin en ilgi çekici dönemlerinden birini ele alması düşünüldüğünde İstanbul Kanatlarımın Altında filmi izlenmeyi hak ediyor.

Filmin tam versiyonu